Olmadı

Şehrin ortasında büyükçe sayılabilecek bir park. Hafta içi mesai saatlerinin içindeyiz, bu yüzden kalabalık değil, boş da sayılmaz. Hava yaza benzeyen sıcak bir ilkbahar havası. Kadın susamış. Parka girdiğinde su alabilmeyi planlamış ama buraya artık yabancı. Nerede su satıldığını bilmiyor. Adam biliyor. En azından bir büfenin açık olabileceğini düşünüyor ve o tarafa doğru yürümeye başlıyorlar.

Büfeye vardıklarında kepenklerin kapalı olduğunu görüyorlar. Dönüş yolu uzun olduğundan gözlerinde büyüyor ve oturmaya karar veriyorlar. Sandalyeleri kurup daha yeni oturmuşlardı ki adam parkın içinde elinde kahveyle geçen birini görüyor. Bardağı tanıyor. Sesleniyor. Kahvenin parkın diğer tarafındaki büfeden alındığını öğreniyor. Kadına dönüp o tarafa geçelim, diyor. Kadın kabul ediyor.

Ellerinde sandalyelerle yeniden yürümeye başlıyorlar. Adamda bir telaş var. Hızlı yürüyor. Kadın arkasından yetişmeye çalışıyor. Bir süre sonra adam nefes nefese kalıyor ama yine de yavaşlamıyor. Kadın sonunda biraz yavaşlayalım mı, diye soruyor. Adam ancak o zaman hızını azaltıyor.

Büfenin orada, ağaçların gölgelediği bir yer bulup sandalyelerini yeniden kuruyorlar. Kadın çok susadığı için kendisine bir su ve soda, adama ise kahve ve soda alıyor. Hepsini bir anda taşıyabileceğini düşünmüş olacak ki dört içeceği de kucağına alıyor. Sandalyelerin yanına geldiğinde kahveyi adama uzatırken “sıcak, dikkat…” diyor. Cümlesini tamamlayamadan soda devriliyor. Bir kısmı adamın üzerine, bir kısmı da sandalyeye dökülüyor.

Adam hemen ayağa kalkıp üzerini kontrol ediyor. Pantolonuna, gömleğine bakıyor. Elini ıslak yere sürüyor. Adam bir şey yok, diyor ama yüzündeki huzursuzluğu saklayamıyor. Kadın bunu fark ediyor. Kurur, diyor. Adam tabii, diye karşılık veriyor. İkisi de yeniden oturuyor. Kadın o gün aralarında geçen konuşmaların çoğunu daha sonra hatırlamayacak. Hangi cümlenin önce söylendiğini, ne zaman sustuklarını, neye güldüklerini. Ama bir şeyi hatırlayacak: Adamın, herkesten çok ona dürüst olduğunu söylediğini.

Kadın oturdukça geriliyor. Sandalyede durmak zorlaşıyor. Suyundan bir yudum alıyor, sonra şişeyi kapatıyor. Adam kahvesini içiyor. Parkın içinden insanlar geçmeye devam ediyor. Güneş ağaçların arasından yer değiştiriyor. Kadın bütün bunların ortasında, biraz önce kalkıp gitmesi gerektiğini düşünüyor. Sonunda gidelim diyor ve ayağa kalkıyor. Adam da kalkıyor. Sandalyeleri topluyorlar ve arabaya doğru yürüyorlar. Adam, kadını ışıklarda bırakabileceğini söylüyor. Arabada pek konuşmuyorlar. Kadın camdan dışarı bakıyor. Kırmızı ışıklarda duruyorlar, sonra yeniden hareket ediyorlar.

Işıklara geldiklerinde kadın çantasını alıyor. Kapıyı açıp inecekken adam ona bakıyor.

— Seni öpmek istiyorum, diyor.

Kadın bir an duruyor. Sonra gözlerini kapatıyor.

Adam onu öpüyor. Kadın da karşılık veriyor ama huzursuz. Öpüşme bittiğinde hemen kapıyı açıyor. Arabadan inerken kapıyı olması gerekenden biraz daha sert kapatıyor. Işıklarda beklemeye başlıyor. Adam arabayla önünden geçerken ona bakıyor. Kadın da ona bakıyor.

Bu son olacaktı kadın için.

Olmadı.

bircera