Eşiklerde Dolaşmak

Eşiklerde Dolaşmak

Alan adımın yenileme vakti geldiğinde, sitenin adını değiştirmeye karar verdim. Ya da karar vermeye yaklaştım demek daha doğru olur. Bir süre eski isimle yeni isim arasında gidip geldim. Sonra yeni isimle ilk yazının ne olması gerektiğini düşünmeye başladım. Karar verdim, vazgeçtim. Bu sırada başka bir düşünceye tutundum, sonra onu da bıraktım. Sanırım ben hiçbir zaman kararlarını büyük bir kesinlikle alıp onların arkasında duran biri olmadım. Daha çok, kararların çevresinde dolaşan, onları uzaktan izleyen, bazen yaklaşan bazen uzaklaşan biriyim.

Bazı hikâyeler de tam böyle başlıyor. İnsan gitmemesi gereken bir yere gidiyor, açmaması gereken bir kapıyı aralıyor. Sonrasında dönüp baktığında asıl mesele yaptıkları olmuyor. Asıl mesele, bütün bunları yaparken kendisini ne kadar tanıyabildiği oluyor.

Uzun zamandır şunu fark ediyorum: Kendine söz vermek, kendini bütünüyle kontrol edebilmek anlamına gelmiyor. Belki sadece yönünü belirlemek anlamına geliyor. Ben yönümü biliyordum. Sorun yolumu kaybetmem değildi. Sorun, yönünü bildiği halde başka tarafa yürüyebilen biri olduğumu kabul etmekti.

Düşmemeye çalışmanın bir karşılığı olmadığını zamanla fark ettim. Ve asıl mesele düşmemek değil. Asıl mesele, düştüğünde kendine tamamen yabancılaşmamak. Çünkü insan en çok hata yaptığında değil, o hatanın içinde kendini tanıyamadığında kayboluyor.

Belki de mesele şudur. Kendimizi yalnızca doğru yaptıklarımızın içinde değil, yanıldığımız yerlerde de tanıyabilmek.

bircera